Şirket Faturayı Ödemiyorsa Alacak Nasıl Tahsil Edilir?
Ticari ilişkilerde en sık yaşanan sorunlardan biri, mal veya hizmet teslim edilmesine rağmen faturanın ödenmemesidir. Şirketler arasında yapılan satış, hizmet, tedarik veya proje ilişkilerinde ödeme geciktiğinde alacaklı taraf hem ticari ilişkiyi korumak hem de alacağını tahsil etmek arasında karar vermek zorunda kalabilir. Bu aşamada doğru yolun seçilmesi, zaman ve maliyet açısından önemlidir.
Öncelikle alacağın dayanağı netleştirilmelidir. Fatura tek başına önemli bir belge olmakla birlikte, her zaman alacağın tartışmasız olduğunu göstermez. Sözleşme, sipariş formu, teklif yazısı, teslim tutanağı, irsaliye, e-posta yazışmaları, cari hesap ekstresi, mutabakat kayıtları ve ödeme geçmişi birlikte değerlendirilmelidir. Alacağın hangi mal veya hizmetten doğduğu açık şekilde ortaya konulmalıdır.
Borçlu şirket faturaya itiraz etmiş mi, hizmetin ayıplı olduğunu ileri sürmüş mü, teslimi kabul etmiş mi, daha önce kısmi ödeme yapmış mı gibi sorular önemlidir. Eğer borçlu şirket faturayı ticari defterlerine işlemiş, cari hesapta kabul etmiş veya kısmi ödeme yapmışsa alacaklı bakımından daha güçlü bir durum oluşabilir.
Ödeme yapılmadığında ilk adım yazılı ihtar veya ödeme talebi olabilir. Bu talepte borcun dayanağı, fatura bilgileri, vade tarihi ve ödeme için verilen süre açıkça belirtilmelidir. Yazılı talep, ileride uyuşmazlığın ne zaman ve nasıl ortaya çıktığını göstermek açısından faydalı olabilir.
Alacak tahsili için icra takibi başlatılması mümkündür. Borçlu şirket ödeme emrine itiraz etmezse takip kesinleşebilir ve haciz aşamasına geçilebilir. Ancak borçlu şirket itiraz ederse, alacaklının itirazın kaldırılması veya itirazın iptali gibi yollara başvurması gerekebilir. Bu nedenle takip başlatmadan önce eldeki belgelerin yeterliliği değerlendirilmelidir.
Ticari uyuşmazlıklarda bazı alacaklar bakımından dava açmadan önce arabuluculuk süreci gündeme gelebilir. Bu süreç, tarafların ödeme planı, kısmi ödeme, taksitlendirme veya sulh şartlarını değerlendirmesi için imkan sağlayabilir. Ancak arabuluculuk sürecinin yalnızca şekli olarak değil, alacağın tahsiline yönelik gerçekçi bir stratejiyle yürütülmesi önemlidir.
Alacaklı şirket açısından en büyük risk, alacağın zamana yayılması ve borçlu şirketin malvarlığının azalmasıdır. Bu nedenle ödeme gecikmesi uzun süre bekletilmemeli, borçlunun mali durumu ve tahsil kabiliyeti de dikkate alınmalıdır. Gerekirse ihtiyati haciz gibi koruma tedbirleri şartları yönünden değerlendirilebilir.
Borçlu şirket açısından ise haksız veya hatalı fatura iddiası varsa süresinde ve yazılı şekilde itiraz edilmesi önemlidir. Hiç tepki verilmemesi, bazı durumlarda alacaklının iddiasını güçlendirebilir. Bu nedenle ticari yazışmalar ve cari hesap kayıtları düzenli tutulmalıdır.
Sonuç olarak şirket faturayı ödemiyorsa alacak tahsili için önce belgelendirme yapılmalı, ardından ihtar, icra takibi, arabuluculuk veya dava yolları alacağın niteliğine göre değerlendirilmelidir. Fatura, sözleşme ve teslim belgeleri ne kadar güçlü ise tahsil süreci o kadar sağlıklı yürütülebilir.
Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut ticari alacaklarda değerlendirme, fatura, sözleşme, cari hesap ve teslim belgelerine göre yapılmalıdır.