Royal Hukuk Bürosu

Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına Engel Olunursa Ne Yapılır?

Boşanma veya ayrılık sonrasında çocukla kişisel ilişki kurulması, velayet kendisine verilmeyen ebeveyn açısından önemli bir haktır. Mahkeme kararıyla belirlenen kişisel ilişki günlerinde çocuğun diğer ebeveynle görüşmesi gerekir. Ancak uygulamada bazen velayet hakkına sahip olan ebeveyn, çeşitli gerekçelerle görüşmeye engel olabilir. Bu durum hem ebeveynler arasında yeni uyuşmazlıklar doğurur hem de çocuğun üstün yararı bakımından sorun yaratabilir.

Kişisel ilişki kararı, yalnızca anne veya babanın hakkı olarak görülmemelidir. Çocuğun her iki ebeveyniyle sağlıklı bağ kurması da önemlidir. Bu nedenle mahkeme kararında belirtilen gün ve saatlere uyulması gerekir. Velayet sahibi ebeveynin keyfi şekilde görüşmeyi engellemesi hukuki sonuç doğurabilir.

İlk adım, kişisel ilişki kararının açık şekilde incelenmesidir. Kararda hangi günlerde, hangi saatler arasında, tatillerde ve özel günlerde görüşme yapılacağı belirtilmiş olabilir. Bazen teslim yeri, teslim şekli veya refakat koşulları da düzenlenir. Karar belirsizse veya uygulanması güçse, yeni bir düzenleme talep edilmesi gerekebilir.

Görüşmenin engellendiği durumlarda olaylar kayıt altına alınmalıdır. Teslim yerine gidildiği halde çocuğun teslim edilmemesi, mesajlarla görüşmenin reddedilmesi, telefonlara cevap verilmemesi veya sürekli mazeret ileri sürülmesi gibi durumlar belge ve kayıtlarla ortaya konulmalıdır. Ancak bu süreçte çocuğu baskı altına alacak davranışlardan kaçınılmalıdır.

Kişisel ilişkinin uygulanmaması halinde ilgili yasal yollar kullanılabilir. Çocuk teslimi ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin süreçler, güncel uygulamada uzmanların da dahil olabildiği belirli usullerle yürütülür. Amaç, çocuğun örselenmeden ve taraflar arasında yeni gerilim yaratılmadan kişisel ilişkinin sağlanmasıdır.

Velayet sahibi ebeveynin sürekli ve haksız şekilde kişisel ilişkiyi engellemesi, ileride velayet düzenlemesinin yeniden değerlendirilmesine neden olabilir. Çünkü mahkeme, velayet hakkını kullanırken çocuğun diğer ebeveynle bağını haksız şekilde koparan davranışları dikkate alabilir. Ancak her engelleme iddiası otomatik olarak velayet değişikliği sonucunu doğurmaz. Olayın sürekliliği, gerekçesi ve çocuğa etkisi değerlendirilir.

Bazı durumlarda çocuğun görüşmek istemediği ileri sürülebilir. Bu iddia tek başına yeterli değildir. Çocuğun gerçekten neden görüşmek istemediği, yönlendirme olup olmadığı, yaşı, gelişim düzeyi ve psikolojik durumu birlikte incelenmelidir. Çocuğun üstün yararı her zaman merkezde tutulmalıdır.

Kişisel ilişki sürecinde tarafların birbirine karşı tehdit, hakaret veya baskı içeren davranışlardan kaçınması gerekir. Uyuşmazlık çocuğun yanında tartışılmamalı, çocuk ebeveynler arasında mesaj taşıyan kişi haline getirilmemelidir. Aksi halde süreç yalnızca hukuki değil, psikolojik açıdan da zarar verici hale gelebilir.

Sonuç olarak çocukla kişisel ilişki kurulması engelleniyorsa, öncelikle mahkeme kararı ve uygulama koşulları incelenmeli, engelleme durumları belgeye bağlanmalı ve hukuki yollarla sürecin uygulanması istenmelidir. Sürekli ve haksız engelleme halinde velayet düzenlemesinin yeniden değerlendirilmesi de gündeme gelebilir.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Somut aile hukuku uyuşmazlıklarında değerlendirme, mahkeme kararı ve çocuğun üstün yararı dikkate alınarak yapılmalıdır.