Royal Hukuk Bürosu

Arabuluculuk Görüşmesine Gitmezsem Ne Olur?

Arabuluculuk, birçok uyuşmazlıkta dava açmadan önce zorunlu başvuru yolu haline gelmiştir. İşçi-işveren uyuşmazlıkları, ticari uyuşmazlıklar, kira uyuşmazlıkları ve tüketici uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekebilir. Bu nedenle arabulucudan gelen davet, basit bir görüşme daveti gibi görülmemelidir.

Bu konuda yakın dönemde önemli bir değişiklik yaşanmıştır. Anayasa Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli, E.2023/160 ve K.2024/77 sayılı kararıyla, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesindeki bazı yaptırım hükümleri iptal edilmiştir. Karar 18.04.2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış ve 18.01.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Önceden ilk toplantıya mazeretsiz katılmayan taraf, davada haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulabiliyor ve lehine vekalet ücretine hükmedilmiyordu. İptal sonrası genel dava şartı arabuluculuk bakımından bu ağır yaptırım hükümleri uygulanmaz hale gelmiştir; ancak toplantıya katılmayan tarafın son tutanakta belirtilmesi ve özel kanunlardaki farklı düzenlemeler ayrıca değerlendirilmelidir.

Arabuluculuk daveti aldığınızda önce konunun ne olduğunu anlamalısınız. Talep kimden geliyor, hangi uyuşmazlık için başvuru yapılmış, toplantının tarihi neresi, arabuluculuk dava şartı mı yoksa ihtiyari mi, bu sorular netleştirilmelidir. Davet gerçek bir arabulucudan geliyorsa toplantıyı tamamen yok saymak yerine cevap vermek daha doğru olur.

Dava şartı arabuluculukta süreç tamamlanmadan dava açılması halinde dava usulden reddedilebilir. Bu nedenle arabuluculuk, özellikle dava açmayı düşünen taraf için tamamlanması gereken bir aşamadır. Toplantıya katılmak mutlaka anlaşmak anlamına gelmez. Taraf görüşmeye katılıp talepleri dinleyebilir, teklifleri reddedebilir ve anlaşma sağlanmazsa son tutanakla dava yoluna gidebilir.

Toplantıya hiç katılmamak ise dosyanın türüne göre sonuçlara yol açabilir. Genel dava şartı arabuluculuk hükümlerinde, ilk toplantıya mazeretsiz katılmayan tarafın son tutanakta belirtilmesi söz konusudur. Ancak işçi-işveren uyuşmazlıkları gibi özel kanunlarda benzer yaptırımların uygulanması gündeme gelebileceğinden, dosyanın türü mutlaka kontrol edilmelidir. Bu nedenle "artık hiçbir sonuç doğmaz" şeklinde genel bir değerlendirme yapmak doğru değildir.

Geçerli bir mazeret varsa arabulucuya zamanında bildirilmelidir. Hastalık, şehir dışında bulunma, tebligatı geç alma, avukatla katılma ihtiyacı veya toplantının uygun olmaması gibi durumlarda mazeret belgeli şekilde iletilmeli ve yeni tarih talep edilmelidir. Sessiz kalmak yerine yazılı cevap vermek ileride ispat açısından daha güvenlidir.

Arabuluculuk toplantısına taraf bizzat katılabileceği gibi avukatı aracılığıyla da katılabilir. Ancak vekaletname kapsamında arabuluculukla ilgili yetkinin bulunması gerekir. Şirketler bakımından yetkili temsilci, imza sirküleri veya yetki belgesi gibi belgeler hazırlanmalıdır. Yetkisiz kişinin toplantıda bulunması sürecin sağlıklı ilerlemesini engelleyebilir.

Toplantıda kabul edilen hususlar dikkatle değerlendirilmelidir. Arabuluculukta imzalanan anlaşma belgesi, şartları oluştuğunda mahkeme kararı gibi icra edilebilir hale gelebilir. Bu nedenle borç, taksit, tahliye tarihi, teslim, feragat, ibra veya ödeme taahhüdü içeren metinler aceleyle imzalanmamalıdır. Anlaşma sağlanmıyorsa bu durum son tutanağa geçirilir ve taraflar dava yolunu değerlendirebilir.

Sonuç olarak, arabuluculuk daveti aldığınızda en doğru hareket daveti yok saymak değil, dosyanın türünü ve hukuki sonucunu anlamaktır. Katılmak anlaşmak zorunda olmak değildir; ancak süreci doğru yönetmek ileride dava hakkını, masraf riskini ve delil durumunu etkileyebilir.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Arabuluculukta sonuçlar uyuşmazlığın türüne, dava şartı olup olmamasına ve özel kanun hükümlerine göre değişir.